SIKÇA SORULANLAR

Psikiyatrik muayene ya da psikoterapi görüşmesi ne kadar sürer?

Psikiyatrik muayene ya da psikoterapi görüşmesi ne kadar sürer?: Randevu almak isteyenler sıklıkla görüşmenin ne kadar süreceğini sorarlar. Sağlıklı bir psikiyatrik değerlendirme için ideal süre 40 dakikadır. Bu süre içinde kişinin geliş sebebini, öyküsünü, tedavi geçmişini öğrenir, ihtiyaçlarını belirler, kişiye durumu ile ilgili gerekli bilgiyi verip birlikte tedavi planını yaparız.

 

Ben de randevu sıklığımı bir saat olarak ayarlarım ki istenmeyen gecikmeler programı aksatmasın. 

Peki hastane şartlarındaki kısa muayene süresi yeterli midir? Hekim zorunlu nedenlerle ideal olan muayene süresini kısıtlayacaksa ki bunu hastanelerde çalışırken hepimiz deneyimledik, doğru teşhis ve tedavi için öğrenmesi gereken bilgileri hızlıca almaya odaklanır ve hastayla yakınlık kurmaya, hastalığı ve tedavisi hakkında ayrıntılı bilgilendirme yapmaya, özellikle de psikoterapi girişimlerine vakit kalmaz. Muhtemelen o şartlarda da psikiyatrik durumunuza doğru tanı konur ve uygun tedavi başlanabilir. Ancak psikiyatrik tedavilerde kişinin tedaviye inancı, psikiyatrist e olan güveni, psikoterapi girişimlerine aktif olarak katılımı, aile ile işbirliği gibi ilaç dışı faktörler çok önemlidir. Kişiler genellikle bu eksikliklerden dolayı tedaviden yeterli faydayı göremeyebilirler.

Nasıl bir tedavi süreci olacak?

Nasıl bir tedavi süreci olacak?: Psikiyatrist ile ilk görüşmede nasıl bir tedaviye ihtiyacınız olduğunun belirlenmesi için psikiyatrik muayene, tıbbi tetkikler, gerekli görüldüğünde aile görüşmesi ve psikometrik testler yapılır. Bunların sonucunda bir tedavi planı oluşturulur. Süreç kişinin var olan psikiyatrik hastalığı, yaşam şartları, sosyal desteği, varsa tıbbi hastalıkları ve kendi tedavi tercihine göre değişebilmektedir. 

Antidepresan kullanmak istemiyorum sadece terapi ile iyileşebilir miyim?

Antidepresan kullanmak istemiyorum sadece terapi ile iyileşebilir miyim?: Psikiyatri literatüründen edindiğimiz bilgiyle hangi ruhsal hastalıkların hangi tedavi seçeneklerine ne oranda yanıt verdiğini bilmekteyiz ve genellikle psikiyatrik görüşmede tedavi planı konusunda hasta ile uzlaşırken bu bilgileri paylaşırız. Aynı zamanda psikiyatri pratiğinde her hastanın kendine özgü belirti çeşitliliği, hastalık gidişatı ve stres faktörleri olduğunu da biliriz. Muhtemel birkaç görüşme sonrasında kişinin terapi sürecine uyum sağlayıp sağlayamayacağı, işbirliği düzeyi hakkında da fikir sahibi oluruz. Bütün bunların ışığında size yardımcı olabilecek ideal tedaviyi, size de seçenekler sunarak psikiyatristiniz planlayabilir. Çünkü bazı psikiyatrik durumlar kişinin tercihi ya da motivasyonu ne yönde olursa olsun ilaç kullanmayı gerektirebilir. Bazı psikiyatrik durumlar da ancak psikoterapi ile tedavi edilebilir. Bazen hem ilaç tedavisi hem de psikoterapi gerektiğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda sizin durumunuza hangi psikoterapi yönteminin uygun olduğunu ve kimin uygulayabileceğini de psikiyatristiniz ile konuşabilirsiniz. Nihayetinde bütün hepsi hastanın işbirliğini gerektirir.

 

Bu soru genellikle iki sebepten sorulur. Birincisi psikiyatri ilaçlarına yönelik dışarıdan gelen önyargıdır. İkincisi daha önce olumsuz sonuçlanan ilaç tedavisi girişimleridir. Gerek ilaç tedavisi için gerekse psikoterapiler için tedavi işbirliğini etkileyen etmenlerin başında psikiyatriye ve psikiyatristlere yönelik basmakalıp görüş ve etiketler bulunmaktadır. 

Antidepresanlar zararlı mıdır? 

Antidepresanlar zararlı mıdır?: Antidepresanların ihtiyaç olmadığı halde kullanıldığı, faydası olmadığı, hatta zararlı olduğu görüşleri artık bir klişe haline geldi. Ortaya çıkış noktası bu ilaçların geçmişte her hekim tarafından reçete edilebilmesi, hatta reçetesiz de alınabilmesi nedeniyle gerçekten kontrolsüz bir şekilde kullanımı idi. Bunda kişilerin "psikiyatri hastası" olarak damgalanma endişesi nedeniyle psikiyatriste gitmek istemeyerek aile hekiminden ya da başka hekimlerden tedavi talebinin rolü olduğu gibi, sağlık sisteminden kaynaklanan sebeplerle kişilerin psikoterapi şartlarına ulaşamamasının da rolü vardır. Artık bu şartlar kısmen değişti. Geçmişe kıyasla ilaca ulaşma kolaylığı azaldı, psikiyatriste ve psikoloğa ulaşma şansı da giderek artıyor. Ancak o dönem ile başlayan ilaç karşıtlığı psikiyatrik hastalığı olan kişileri çok olumsuz etkiledi. Ve hala tedaviye başvuracak olan kişileri tedirgin etmeye devam ediyor. Bu noktada şunu söyleyebilirim; gittiğiniz psikiyatri hekiminin herhangi bir psikoterapi eğitimi varsa ve psikoterapi için uygun koşullardaysanız psikiyatristinizin size gereksiz yere ilaç verdiğinden endişe etmenize gerek yoktur. 

 

Sanal ortam ya da gerçek sosyal çevrede psikiyatri konusunda çok şey bildiğini düşünen ve kendi çözümünü herkese önerenlerden, antidepresan düşmanlığından, "herşeyi kafaya takmayacaksın, kendi kendinin psikoloğu olacaksın..." repliklerinden, psikiyatrik hastalıklara yönelik damgalanmadan geçilmemektedir. Yaşadığımız bilgi çağında özellikle sağlık konusunda insanlar internet araştırması yapmadan hareket etmiyor. Ve maalesef sanal dünyada doğru bilgiye ulaşmak kolay değil. 

 

İkinci olarak özellikle anksiyete grubu ve bedensel belirtili psikiyatrik hastalığı olan kişiler, hastalığın belirtisi olan evhamdan dolayı ilaç kullanırken yan etki olacağından aşırı korkabilir. Bunu bildiğimiz için gereken uyarıları yaparız, ancak kişi yan etkiler konusunda bilgilendirilmemişse, ilacı önerilen şekilde kullanmamışsa birkaç gün içinde zaten var olan korkusu artacak, belki prospektüs okuyup daha da evhamlanacak ve bir daha ilaç kullanmak istemeyecektir. Etrafınızdan bunun gibi hikayeler ya da psikiyatrist takibi olmadan kullanılan yetersiz tedaviler, belki de tedaviye dirençli vakaların öykülerini duyabilirsiniz. Ama dediğim gibi herkesin deneyimi kendine özgüdür. 

 

Psikiyatri ve antidepresanlar konusunda internetten aldığınız bilgilerin psikiyatri uzmanı kaynaklı olmasına dikkat edebilirsiniz. Ruhsal acının ne kadar dayanılmaz olabildiğini, psikoterapi süreçlerinin ne zorluklarla ilerlediğini bildiğimiz için hastanın yararına karar vermeye odaklanırız. Bu nedenle psikiyatristlerin halka yönelik olarak "antidepresan kullanmayın" dediklerini duymazsınız, bunu söyleyenler ruh sağlığı uzmanlığı olmayan kişilerdir. 

Depresyon gerçekte bu kadar yaygın mı?

Depresyon gerçekte bu kadar yaygın mı?: Antidepresan ilaçlar sadece depresif bozukluklarda kullanılmaz, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozuklukları, dürtü kontrol bozuklukları gibi diğer psikiyatrik hastalık gruplarında da antidepresan ilaçlar kullanılabilir. Halk arasında herhangi bir psikiyatrik hastalık sebebiyle antidepresan kullanan kişilerin depresyonda oldukları yanılgısı yaygındır. Aynı zamanda dilde de her türlü üzüntü durumuna depresyon yakıştırması yapılır. Araştırmalara göre depresif epizodların bir yıldaki sıklığı yaklaşık %4 tür. Bununla birlikte anksiyete bozukluğunun yıllık görülme oranı yaklaşık %17. 

Depresyonla ilgili detaylı bilgi için tıklayabilirsiniz. 

Kaygı ve depresyonun kendi kendine tedavisi mümkün değil mi?

Kaygı ve depresyonun kendi kendine tedavisi mümkün değil mi?: Elbette tedavi için kendi kendinize yapabileceğiniz şeyler var. Zaten psikoterapi süreci de sizin bir nevi kendi kendinizi iyileştirmeyi öğrenme sürecidir. Ancak kişisel gelişim kitapları ya da youtube videolarında verilenler genel reçetelerdir, psikiyatrik bir bozuklukta işe yaramazlar, hatta günlük stresle baş etme konusunda bile herkesin iyi hissettiği yol farklı olabilir. 

Terapi için psikiyatriste mi psikoloğa mı gitmeliyim?

Terapi için psikiyatriste mi psikoloğa mı gitmeliyim?: Bunun için öncelikle terapisini istediğiniz durumun psikiyatrik olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bir psikiyatrist ile bunu netleştirebilirsiniz. Genellikle psikologlar da klinik belirtileri olan kişileri psikiyatriye yönlendirmektedir. Psikiyatri doktorunuz psikoterapiden fayda görebileceğiniz bir psikiyatrik hastalık (depresyon, anksiyete gibi) ya da hastalık dışı boşanma, iş stresi gibi konular için sizi bir klinik psikoloğa yönlendirebilir. Psikolog ya da psikiyatrist seçimi yaparken almış olduğu psikoterapi eğitimlerine ve deneyimlerine bakabilirsiniz. 

Uzm.Dr. Nurcan Uslu Balaban

( sıkca sorulanlar sss - sorular ve cevaplar )